23 Eylül 2014 Salı

İsim Bilimi Uzmanı Haluk Kemal Cebe: Çocuklarımıza İsim Koyarken Dikkat Etmeliyiz

Popüler kültürün ağzından sıkça duyduğumuz konulardandır meditasyon. Bu konuların meraklısı da çoktur. Bu güne kadar çok araştırdım diyemem.

21 Haziran 2012 Perşembe 10:35
 İsim Bilimi Uzmanı Haluk Kemal Cebe: Çocuklarımıza İsim Koyarken Dikkat Etmeliyiz
  Şimdilerde başka bir şey daha var ki aslında bizim inancımızda da yeri olan bir şeydir. Fakat şimdi öğrendiğim şeylere bakınca gerçekten dikkat edilmesi gereken bir konu olduğunu gördüm. Bu konu üzerinde bilimsel anlamda çalışması ve konusunda uzman olan birinden dinlemek insanı daha da meraklandırıyor. “İsimler insan karakterini ve hayatını nasıl etkiler? Ve hayatımızdaki rolü nedir?” gibi merak edilen soruları Haluk Kemal Cebe’ye sorduk. Merak ettiklerimizi bize anlattı. Haluk Beye teşekkür eder ve bu güzel sohbetten sizin de keyif almanızı dilerim.

İsim ve harflerin sırrı nasıl bir ilim alanıdır? Ebced ve cifir ile alâkası var mıdır?
Benim yaptığım çalışma ebced ve cifirden biraz daha farklıdır. İslâmî normlara göre yapılan bir ilim dalıdır. Kısaca açıklamak gerekirse, harflerin enerjisi farklı olduğu gibi hecesel ve bütünsel enerjileri de çok farklıdır. Benim yaptığım istatistiksel verilere dayalı bir çalışmadır. İsim konusundaki çalışmalarımda direkt olarak harflerin getirmiş olduğu titreşimlere bakarak, boyutlarını ölçerek ve frekans boylarını tayin ederek kişinin hayatı ve karakteri üzerindeki etkilerine bakıyoruz. Bu çalışma ebced ve cifirden esinlenilmiş olabilir. Fakat kopyalama tarzında olmamıştır.

Ebced ve cifir kimler tarafından yapılabilir?
Ebced ve cifir alanında bir şeyler yapabilmek için çok farklı bir insan olmak gerekiyor. Manevî boyutu yüksek biri olmak zorundasınız. Bu ancak manevî üstadların işidir. Bizim ne işimiz, ne de haddimizdir. Haddiniz olduğu kadar bu konuda inceleme yapabilirsiniz. Ancak dinî boyutta âlim olan insanlar yapabilmiştir. Detaylara indiğiniz zaman inanılmaz şeyler ortaya çıkıyor. Eleştirilebilir, örneğin Müştak Efendinin kitaplarında nerede, ne olacağına dair işaret ve bilgiler vardır. 
Bakın geleceği kimse bilmez. Sadece işaret edilir. Gaybı Allah’tan başkası bilmez. Bu insanların çalışmaları mümkün mertebe engellenmiştir. Günümüzde yapılan bu tür çalışmalar nasıl farklı yönlere itiliyorsa o zamanda aynı şey olmuştur. Ben bunu istatistik bilgilere dayanarak yapıyorum. 1940’lı yıllarda Shrol adlı bir astrolog yazmış olduğu kitapta gezegenlere göre harflerin değerlendirmesini yaparak 10 bin ismin natal haritasını çizmiştir. Bense 88 bin ismi inceledim. Bu isimlerin getirilerini, hangi harflere göre titreşimlerin ne kadar olduğunu, frekans boylarının harflerde ne olduğunu inceledim.

EFENDİMİZ (ASM) BAZI İSİMLERİ SEVMEZ VE KOYULMASINI ONAYLAMAZDI

İsimler kişinin karakter ya da hayatını nasıl etkiliyor?
Bakın örneğin Mürre ismi acı demek. O insana sürekli Mürre dedikçe ona sürekli acı motivasyonu veriyorsunuz. Mürre’nin titreşimine baktığınız zaman onun yaşamında sürekli zorlanmayı getiriyor. Efendimizin (asm) “Harp ismini koymayın” demesine bakalım, harp ismindekiler sürekli savaş, mücadele ve sıkıntı içindedirler, kendilerini yenileyemezler. Verdiğim bir seminerde karşılaştığım bir bayan ‘Ben size çok katılıyorum. Çocuğumu götürmediğim psikolog kalmadı, ama çare bulamadık. Sonunda birisi ismini değiştirmemizi önerdi. Biz de değiştirdik. Adını Selim olarak değiştirdik. O çocuk gitti, yerine inanılmaz bir sakinlikte çocuk geldi’ dedi. Bende kendilerine ‘Siz Peygamber Efendimizin (asm) hadisini okusaydınız, bunu daha önce yapardınız’ dedim. Kişiye hitap adeta bir duâ hükmüne geçiyor. Hayatın akış süreci içinde karakteriniz olan şey, elbette hayatınızı etkileyecektir.

İsim değişikliği yapılabilir mi? Neyi değiştirir ve nasıl yapılır?
Elbette yapılabilir. Kaderi kimse değiştiremez ve ölümü engelleyemez. Yapılan bu değişiklik sadece insanın vizyonunu güzelleştirerek ruhunun daha rahat olmasını sağlıyor. Hayata daha olumlu bakılmasını ve etraftan alınan pozitif enerji alımını çoğaltıyor. Çünkü isminizin etkisini üzerinde taşıdığınızı bilerek ve buna yönelerek yaşamaya başlıyorsunuz. Bu sizin dünyaya bakışınızı değiştiriyor. Ve sizi daha pozitif bir hale getiriyor. 
Efendimiz (asm) bunun etkisini bildiği için konu üzerinde çok durmuştur. Buna önem vermiştir. Kendisi de bunu yapmıştır. Bu konuda birçok hadis vardır. Meselâ çocuklarımıza isim koyarken dikkat edilmesi, onların karakterlerine yansıyabileceğiyle ilgili. Efendimiz (asm), Arapçadaki harf ve seslerin nasıl bir etkisi olduğunu çok iyi biliyordu. Ve Kur’ân sesinin okunması sırasındaki o titreşimin nasıl bir huşu verdiğini ve insanın motivasyonunu en yükseğe çıkardığını da biliyordu. Bunları araştırıp öğrendikten sonra isimlerin ne kadar önemli olduğunu gördüm ve araştırmalarımı bu çerçevede devam ettirdim. Müslümanız şükür, fakat olayların neden, niçin, nasıl yönünü bilmek istiyor insan. Ben de bunu yaptım. Kur’ân mealini kırkın üzerinde notlar tutarak altını çözerek okumuşumdur. Ve kendi çocuklarıma özellikle Kur’ân mealini okumaları gerektiğini söylüyorum. Bu kitap bizim hayat rehberimizdir. Buna okuyarak vasıl olursunuz.
Değişiklikse; soy ağacınızı çıkartarak sizin isminizin yanına bir isim ekliyoruz. Soy ağacınıza göre isim belirliyoruz. Belirlenen isim sizin ruhsal boyutunuzu dengeleyebilecek bir isim oluyor. Burada yapılan şey notalamaktır. Sizin harflerinizi ve harfin her bir boyutunu notalıyoruz. Kuantum felsefesine göre bu evrene titreşim göndermektir. Bunların arasındaki çelişkileri ortadan kaldırmak gerekiyor. Bunlardan kaynaklanan sıkıntıları giderebilmek için bir çalışmayı yapıyoruz.

MÜSLÜMANLAR, İSLÂMÎ İSİM KULLANMAYA DİKKAT ETMELİLER

İnsanlar neye göre isim koymalıdırlar? Burada en önemli kriter nedir?
İsimlerin Ruslarda, Amerikalılarda, Türklerde ne olduğunu da inceledim. İncelediklerimden çıkan bir gerçek var ki; İslâm dairesinde olan bir insanın İslâmî isimler kullanması gerektiğini gördüm. İnanç ve isim birbiriyle çok alâkalıdır. İnancınızın dışında bir isim verirseniz kendinize, titreşimler değişerek hayatınızın karakteri tamamen değişiyor. Efendimizin (asm) çocuklarımıza isim verirken dikkat etmemizi istediği nokta budur. Ve yine çocuklarımıza “Mürre” (acı) gibi negatif anlama gelen isimler koymamızı istememesinin altında yatan neden de budur. Bu isimleri duyduğunda irkilirmiş ve değiştirdiği de olmuştur. Abdullah ve Ahmet isimleriniyse övmüş ve çok iyi görmüştür.
Olayın dinî boyutuna baktıktan sonra sosyal boyuta bakmak gerekiyor. Ve çok farklı ve büyük bir boyut çıkıyor karşımıza. Araştırmaları yaparken belgelere ve verilere göre araştırma yapmak gerekiyor. Önümüzdeki yıllarda TÜBİTAK’a hazırladığım raporlar var. Doğruluk derecesine bakmaları adına bunu yapacağım. Çünkü yaşam, hayatı çok etkiliyor.

Cenâb-ı Hakk’ın Esmâü’l-Hüsna dediğimiz isimlerinin çocuklara koyulması konusunda ne söylersiniz?
Özellikle Allah’ın 99 ismini kullandığınızda yanına mutlaka başka bir isim koyun ve onun ağırlığını dengeleyin. Efendimizin (asm) çift isim koymasındaki hikmet de budur. Örneğin Ali ismi yüzde 98.2 oranında hiç iyi gelmeyen bir isimdir. Nedenine gelince çocuk çok akıllı oluyor. Ve sivri ve kıvrak zekâ diye nitelendirebileceğimiz bir zekâya sahip oluyor. Ama onun yanına koyulan ikinci bir isim onu dengeliyor.

İsimlerin etkisiyle ilgili olarak örnek vereceğiniz bir vak′a var mıdır?
1953’te batan bir denizaltı vardır. Adı Dumlupınar. O kazada 80 denizcimiz vefat etti. 1928 yılında Amerika’dan alınıp 1933 yılında Haydarpaşa açıklarında bir gaz tankeriyle çarpışıp batan denizaltının adı da Dumlupınar’dı. Ve yine 1972’de bir denizaltı daha aldılar ve onun adına da Dumlupınar dediler. Bu da 1976’da bir tankerle çarpışarak battı. Bu olaylardan sonra Deniz Kuvvetleri bir karar aldı ve “Hiçbir denizaltına Dumlupınar adı vermeyeceğiz” dediler. Ben bu vak′ayı inceledim ve neden, niçin, nasıl boyutunda sorguladım. Dumlupınar ismini inceledim, denizaltına iyi gelmiyor. (Deniz ve Dumlupınar) Bunların ikisi arasında farklı bir çekim var. Frekans boylarına baktım nedendir diye. Birbirini itiyor ve bir itişten sonra sür′atli bir şekilde çekiyor gördüm. Hem itip hem çektiği için iyi gelmiyor. Bunlar ve bunun gibi vak′alar çok. 

EN GÜZEL MEDİTASYON ZİKİRDİR

Aynı zamanda siz meditasyon uzmanısınız. Meditasyon değimiz şey nedir? 
İnsanların kendi boyutlarında özgür düşünceleriyle yaptıkları hareketler zinciridir. Ülkemizde meditasyon çok farklı algılanıyor. Bunu başka memleketlere gidip öğrenmeye gerek yoktur. Önce bizde olan meditasyon denilen şeyleri incelemek gerekiyor. Benim yurt dışına gidip araştırmamdaki amaç, bunu görerek karşılaştırmak ve doğru olan taraflarını almaktı. Gördüm ki; bizde bunların âlâsı var. Çünkü karşılaştırıp ne olduğunu görmemiz gerekir. 

 “Bizde var olan meditasyon” dediniz. Bunu biraz açar mısınız?

Konuyu araştırırken özellikle İslâm’ın çıkışından sonra bu ilme neler eklenmiş onu inceledim. Bizdeki en güzel meditasyon zikirdir. Zikir ve duâdan daha büyük bir meditasyon yoktur. Hint müziği ya da başka müzik dinlemek gerekmiyor. Bakın meditasyon müziğinde bazı şartlar vardır. Üflemeli sazlar esastır. İşte sufi müziği bunun için en güzel yoldur. Müslüman olan toplumlarda hepimizin açık olduğumuz şey bu tür seslerdir. Bu gün dünyada yabancılar bile buna başladılar. Makamların insan bünyesine etkisi vardır. Meselâ saba makamı baş ağrısına iyi gelir. Ya da rast makamı mide sindirim sistemini harekete geçirir.

Duâ dediniz, duâ etme şeklindeki enerji ve akım durumu nasıl oluyor?
Duâ etmeden önce âyet-i kerimeden bir takım âyetleri okursanız, özellikle besmelenizi çekip Âyete’l-Kürsî ya da Fatiha Sûresini okursanız ve ardından duânızı ederseniz inanılmaz bir enerji boyutu ortaya çıkıyor. Yani Efendimizin (asm) yaptığı şekilde olunca bizim bu noktada düşünmemize, zorlanmamıza bile gerek kalmıyor. 
Duâ ederken de dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi nasıl ve ne isteyeceğinizi bilmektir. Allah’tan istenilen şeyler rast gele olmamalıdır. İsterken önce sağlık sıhhat, huzur gibi şeyleri öncelemek gerekir. Çünkü hayatın bir silsilesi vardır.

BESMELE VE SELÂM SIRLARLA DOLUDUR

Pozitif enerjiyi günlük hayatta en yükseğe nasıl çekebiliriz?
Uyandığınız andan itibaren bir şey yapmak istediğinizde enerjinizi en yüksek seviyeye çıkarmanız gerekir. Efendimizin (asm) hareketlerinin başına besmeleyi koymasının sebeplerinden birisi budur. Her hareketinizden önce uzun bir duâ edemezsiniz. Besmele burada en kısa yoldan enerjiyi en yükseğe çekiyor. Bir de selâmın sırrı vardır ki; o da insanlara pozitif enerjiyi veren harflerden oluşmuştur. Telâffuzda bile farklıdır bu cümleler. Yumuşatılmış bir enerji aktarımını gerçekleştiriyor. Enerji kişide ne kadar yüksekse o kadar koruma alanınız geniş demektir. Duâ ve besmele insanın korunağıdır. “Nerde? Niçin? Nasıl?” sorularına cevap vererek, niçin duâlar bu kadar tesirlidir. Hangi duâ bizi nasıl korur gibi, bunları da araştırdım. Örneğin negatif enerjiden sizi koruyan duâlar Felak ve Nas Sûreleridir.

KUR’ÂN ARAPÇA OKUNDUĞUNDA DOĞRU TİTREŞİMİ GÖNDERİRSİNİZ

Sûrelerin okunmasından bahsediyorsunuz. Kur’ân’ın Türkçe okunması gerektiğine dair söylemleri çok duyuyoruz. Bu konu için neler söylersiniz?
Bakın duâ ederken okunan duânın titreşimi çok önemlidir. Türkçe olarak duâ edip âyet okuyabilirsiniz. Fakat Türkçe okursanız doğru titretişimi göndermiş olmuyorsunuz. Kur’ân Arapça okunduğunda doğru titreşimi gönderiyorsunuz. Türkçe okuduğunda aynı etki olmuyor. Kur’ân Kureyş alfabesine göre yazılmıştır. Kendine has bir şivesi vardır. Ve bu şiveye göre vurguları yaparak okumanız gereklidir. Kur’ân’ı incelediğimde gördüm ki; her harfi değişik ve inanılmaz bir titreşim oluşturuyor. Ben Âyete’l-Kürsî’yi harfsel, hecesel ve de frekans değerleri boyutunda inceledim. Gördüm ki; en yüksek enerjiye sahip olan, Kur’ân’da Âyete’l-Kürsî’dir. İkincisiyse Fatiha Sûresidir. Bunların en yüksek enerjiye sahip olduğunu gördüm. Ben mastırımı yapmak için Rusya’ya gittiğimde yaşadığım bir şey var. Bir Prof. bana ‘Siz Müslümansınız ve enerjinizi kullanmazsınız, sizde üçüncü göz dediğimiz çarka yerle temas ettiği için secde esnasında bütün enerjinizi boşaltırsınız ve kimseye enerjinizi veremezsiniz, bunu yapamazsınız’ dedi. Ben de ‘Bunu deneyelim ve görelim’ dedim. Varsa bir seccade rica ettim. ‘Ben iki rekât Allah rızası için namaz kılacağım, siz de kendinize göre ne yapıyorsanız onu yapın’ diyerek başladık. İşin uzmanı bir sürü hoca karşısında bunu yaptık. Ölçüm âletlerini kollarımıza taktılar. İddiada bulunan kişinin enerji sayısı 120-130 civarında çıktı. Benimkini ölçemediler. Çok şaşırdılar. Ben insanlara nefes tekniklerini ve namaz kılmayı öğretiyor ve öneriyorum.
İnsanlara şunu söylüyorum: ‘Allah’a huşu içerisinde namaz kılmadaki en önemli şey nefestir’. Nerede hangi harekette nasıl namaz kılınacağını öğrenmek gerekiyor. Namazın içinde nefes olayını katınca meditasyon oluyor zaten. Bizde meditasyonun âlâsı var. yoga denilen şeyi başka yerlerde aramanıza gerek yoktur. İşin aslı budur.

Kelimeleri en güçlü ve etkin şekilde kullananlar Kelâmcılardır. Kelâm âlimlerinin etkilerine isimlerinin yansıması nasıldır? 
Elbette etkisi büyüktür. Örneğin Efendimizin (asm) isimlerine baktığınızda en yüksek enerjiye sahip isimlerdir. Bakın yüzyıllardır etrafında nasıl bir sevgi halkası oluşmuştur. İnsanların sizi sevmesi kadar pozitif bir şey yoktur hayatta. Örneğin Mevlânâ ve Bediüzzaman Said Nursî isminin aurası o kadar büyük ki; etkilerinin bu kadar büyük olmasına ben hiç şaşırmıyorum. Efendimiz (asm) ve ondan gelen âlim zatlara baktığımızda bunun etkilerini görürüz. 

Siz bir sosyal bilimcisiniz, buna dayanarak sorsak. Son zamanlarda toplum olarak çok gergin bir durumdayız, bunun sebebi isimlerin toplum genelindeki yansımaları mıdır?
Bir sosyal bilimci olarak bunu da düşündüm. İnsan ve toplumu enerji boyutunda araştırıyorum. Toplumda kullanılan isimlerin etkilerini araştırdığımda çok ilginç şeyler ortaya çıktı. Hangi isimlerin örneğin cinsellikle ilgili problemli olduğu, saldırgan, agresif ya da işlerinde kimlerin başarılı olduğu gibi bir sürü detayı araştırdım. Türkiye’de 14 bin Türk ismi var. İşin görünmeyen tarafını araştırmak gerekiyor. Bunları istatistik bilgisi olarak toparlayarak olaya bakmak lâzımdır. Bu işi bilimsel şekliyle inceliyorum. Biyoenerji kitabımız Türkiye’de yüksek düzeyde ayakları üzerine oturan tek kitaptı. Bütün ulusal kütüphanelere verilmiştir. Çalışmalarımız devam ediyor. Detaylı bilgi isteyenler bize sitemizden ulaşabilirler.

Yoğun programınız içerisinde bize vakit ayırdınız. Teşekkür ediyoruz. 
Ben teşekkür eder ve başarılarınızın devamını dilerim.

Haluk Kemal Cebe Kimdir?
1967 yılında Hint asıllı hocası Bharata’dan yoga ve derin düşünme dersleri alarak 1974 yılında yoga ve derin düşünme hocalığına yükseldi. 1976 yılında isimlerle ilgili çalışmalara başladı. Aynı yıllarda Prof. Yuri Sarkof ile birlikte biyoenerji ve Çin tıbbı üzerine çalışmalar yaptı. Bu konu üzerine eğitimini Romanya, Bulgaristan ve Rusya’da sürdürdü. 1980 yılında da Magnetik sağaltım çalışmalarına başladı. Biyoenerji, Ayurveda, Akupresür, Şiyatsu, Şimatsu, Refleksoloji, masaj eğitmenliğini Romanya’da almıştır. Türkiye’de Sosyal Bilimleri bitirmiş konuları ile ilgili çalışmalar yapmış araştırmacı-yazardır. Şu anda İsim Bilimi ve İsimlerin titreşimini bilimsel platforma taşıyabilmek için çalışmalarını sürdürmekte. Bu konuyla ilgili isim koçlarını yetiştirmektedir. Akrofonoloji çalışmalarını paylaşmak üzere de isim-name.com sitesinin çalışmalarını yürütmektedir.

Ebru Olur

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?Sizce Depremler ve Diğer Felaketler bir "İlahi İkaz mıdır?"

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    EN ÇOK OKUNANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    KARİKATÜR

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV