23 Eylül 2014 Salı

Sadeleşmez Zadeleşir

Sadeleşmez Zadeleşir

12 Eylül 2012 Çarşamba 01:18
Sadeleşmez Zadeleşir
Ekrem KILIÇ

Konu, çeşitli kesimler tarafından enine boyuna incelendi; fikirler yazıldı, halkın görüşüne sunuldu. Bendeniz aynı mevzuu hatırlatsa da, sadeleştirme hususunda dil ve edebiyat bakımından umumî duruma temas etmek istiyorum. 
Malûmdur, bugüne kadar çeşitli eserler, iyi anlaşılmadığı düşünce ve iddiası ile çeşitli kimseler tarafından sadeleştirilmeye çalışılmıştır. Bizim camiada bu iş, Risale-i Nur Külliyatı’nda yapılmak istenince gündeme geldi. Evvelâ şu adı bir tahlil edelim: sadeleştirme! 
İyi evsafta bir süt, kaynatılır ve kaymağı alınırsa, aslına göre sadeleşir. Daha ince bir takım işlemlerle yağı alınırsa, iyice sadeleşir. Süt fabrikalarında yapıldığı gibi peynir haline getirilip içinde kalan kazeini ve sair maddeleri seçile seçile, sadeleşe sadeleşe aslî maddesi olan sudan başka ne kalır?
Türkçe’ye karşı girişilen su-i kastların bir bölümü de bu sadeleştirme işi olsa gerek… Arı dil – diri dil diye, yüzlerce yıldan beri bir medeniyet dili haline gelmiş olan dilimiz, bir kabile dili haline getirilmişti. Yazımız değiştirildiğinden eski eserleri zaten okuyamaz olmuştuk. Kelimeler de değişince, okusak da anlayamaz duruma girdik. Hani, çeşitli coğrafyalarda yaşayan, ırk bakımından Türk olan insanların, dilleri aynı kökten olsa da birbirlerini anlayamaz hale girmeleri gibi, biz de çok değil yüz yıl önceki, elli yıl önceki Türkçeyi anlayamaz, konuşamaz olduk.
Şükürler olsun ki, bendeniz 1960’lara kadar yazılmış Türkçe edebî eserlerin birçoğunu aslından, dünya klâsiklerini de henüz uyduruk dille tercüme edilmeden, iyi edebiyatçıların çevirdikleri şekli ile okumak nimetine eriştim. Edebiyattan ebediyata intikalim de Risale-i Nur Külliyatı ile olunca, bu ray değişikliğinden fazlaca sarsıntı duymadım.
Ama bu yaşlarda olmayan insanlar, bilhassa on yılda bir lisanda yapılan tahribatlar yüzünden, klâsik sayılan hiçbir eseri aslından anlayarak okuma rahatlığına erişemediler. Böyle bir iş için büyük gayret ve fedakârlık yapmak, adeta yeni bir dil öğrenmek gibi zahmetler çekmek gerekti. Bu durumda, beğendiği bir eserin genç kuşaklara aktarılmasını sağlamak gibi iyi niyetle sadeleştirme yapanlar ortaya çıktı.
Yukarıda yazdığım süt misali gibi, orasından burasından kırpılan ve neredeyse sade suya tirit diyebileceğimiz kopya şaheserler edebiyat dünyamıza girmiş oldu. Bu işi, hiç de iyi niyetine yormadığım, 1950 öncesi hükümetlerinin millî eğitim, kültür ve sair bakanlıkları ile birlikte memleketimizde menfi cereyanların yerleşmesine gayret ve hizmet eden gazeteler, dergiler bir hayli ilerlettiler. 
Gerek millî, gerek yabancı edebiyatın seçkin ve geçkin eserlerini sadeleştirip millete takdim ettiler. Millet de o eseri bulundurmak veya okudum demek için de olsa aldı; kütüphanelerine koydu. Sadeleştirenlerin birçoğu, edebî bir gayretten ziyade, mevcut zihniyete yaranmak için isteneni yerine getirdi.
Hâlbuki bir eser sadeleşmez; zadeleşir. O eser, asıl sahibinin değil, içine parmak karıştıran ve kalem oynatan şahsın zade-i dehn’i, zade-i tab’ı olur. Hele eser, bir roman veya hikâye gibi olaylar üzerinde inşa edilmiş ise, vak’aları kırparak, özetleyerek, istemediği bölümü atlayarak adeta yeniden yazılmış böyle bir kitabın gerçek müellifi ile alâkası, yalnızca o zatın adından ibaret kalır. Bu sadeleştirilmiş eserin yazarı olarak, sadeleştiren kişinin adının yazılması daha isabetli olur.
Bu durumun bir tek istisnası olabilir: O da müellifin, kendi eserini –istifa mektuplarında yazıldığı gibi– gördüğü lüzum üzerine sadeleştirmesi olabilir. Bundan başkasına artık o eserin adı verilemez!
Netice-i kelâm: Hangi eser olursa olsun, ancak müellifi tarafından değiştirilebilir, sadeleştirilebilir. Bunların dışında yapılan tasarruflar edebiyatın namus anlayışına uymaz!
Anahtar Kelimeler: Sadeleşmez, Zadeleşir

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?Sizce Depremler ve Diğer Felaketler bir "İlahi İkaz mıdır?"

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    EN ÇOK OKUNANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    KARİKATÜR

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV